3 Mart 2008 Pazartesi
ADİSYON
Sisli gecenin göz gözü görmez karalığı ve pusunda başa dönebilir miyiz diye düşünerek yürümek vardı şimdi sıcacık yuvadan seyrettiğim, lambaların aydınlattığı sahilde. Trafik ışıkları hep kırmızı yanarken bizim gibilere, emniyet şeridinden geçer onların korteji, kırmızı plakalı makam arabaları, mavi ışıldağı tamponunda koruma araçları. Şimdi seni uyandırmaya çalışırken yorgunluktan kendim uyumak üzereyim. Vazgeçtiğimden değil, sadece yorgunluktan. Artık masumiyetimiz kaybolmalı, veda şarkıları söylenmeli artık. Son defa öpülmeli sevgili ve anne oğlunu kaybettiğini bilmeli. Yalnız günlere hazır olmalısın artık. Çorbanı kendin yapacağın ve belki birçok sen ile paylaşacağın, yarı aç uyuyacağın günler. Kahve ve sigaranın köhne odanın içini doldurduğu kokusu ve dumanıyla yazacaksın bundan sonra bu satırları. Eline kalemini al ve git, ya da elini götür uzaklara. Hayatnın en yalnız günündeki en büyük mutluluğun karın ağrısından kıvranırken çıkardığın gazın verdiği rahatlatıcı keyif olacak belki. Silahını doldurup yastığının altına koyduğunda uykuya dalmak daha rahat olacak ama bir göz dinlenecek hep öteksi açıkken. Bir el gevşeyecek hep ötekisi tetikteyken. Artık küçük bir grubun var, hep olan ve sonsuza kadar olacak olan. Aramadın diye küsen, ufacık şeyden kırılan arkadaşlar değil bunlar. Senin için kendini feda edecek olanlar. Zira senin de onlar için aynısını yapacağını biliyorlar. Yaptıklarını inkar edecekler kafalarını kesmeden önce o şerefsiz, onursuz köpekler ve onları dize getirirken bu arkadaşların olacak yanında. Uşaklığın bedelini ağır ödeyecekler. Hesabı kesen ise siz olacaksınız, yani biz! Ama onların fiş isteyecek kadar vakti olmayacak!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
1 yorum:
idealler olduğu sürece varız
en önemlisi onları yalnız bırakmamak için kanter içinde kalarak koşucaz
işte o zaman görecek insanlık özgürlüğü
Yorum Gönder