28 Temmuz 2009 Salı

Rapor

Hava şimdi aydınlanıyor. Gündemin en önemli konusu hakim ve savcı atamaları. Sorun siyasallaşma. Yani güçler ayrılığı ilkesinin güçler birliği ilkesine dönüşüp meclis diktasının ilanı. Ergenekon savcıları değişmedi. Süreç devam ediyor. Bu sırada başta benzin olmak üzere bir çok zam var. %12 nin işten çıkarılmasına rağmen ekonomik kriz karşısında umutluymuşuz bir rapora göre. Bu durum hep daha kötüye gidişe alışkın genlere sahip bir toplum olmaktan kaynaklanıyor ve uyuşturucular yeterince etkili olduğundan hükümet mevcudiyetini koruyor. Muhalif kamuoyu oluşturma konusunda sıkıntı var. Her şey istedikleri gibi ilerliyor.

Kendine verilen söz

2 gün boyunca evin -kendi odamın- tadilat işleriyle uğraştım ve şimdi yeni boyalı, yeni döşeli odamda boya kokusuyla ve yorgunluğumla çıkıp duş almaya üşenmekteyim. Güneşin doğuşu yaklaştığından gökyüzü hafiften aydınlık olmalıydı ama her yer hala zifiri karanlık. Duştan sonra bir kahve ile burada olacağım. Söz vermeli miyim?

26 Temmuz 2009 Pazar

h.k.

bazen;yolculuk gidilen yerden daha güzel ve caziptir...

19 Temmuz 2009 Pazar

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Muhteşem ikili

Yeni Radyo televizyon üst kurul başkanının yazıları yer alıyor bir haber sitesinde. Diyor ki kendisi "laiklik türkiyede dinin tasfiye aracı olarak kullanılmıştır". Gayet normal değil mi? Bu yapılanmada koltuk sahibi olmak için kılıcını en fazla bilemek, karşı-devrime en fazla hizmet kapasitesini gösterebilmek gerekiyor. Hayırlı olsun kendisine yeni pozisyonu. O değil de bir de apo dan çok apocular yeniden konuşuyor şimdi. Banu Avar'ın belgeselini izliyorum. Öcalan diyor ki mahkemesinde savunma yaparken "kullanıldım, şeyh saitin devamıyım". Şimdi ise avukatlarıyla birlikte "eylem planı yol haritası hazırlıyor". Hani şu "irticayla mücadele eylem planı" denen meret gibi. Biri yüzünden insanlar, asker-sivil ayrımı olmadan, yasalar da buna uydurularak mahkum ediliyor. Bir tarafta mahkumlar bu planları hazırlıyor. Hürriyet gazetesi başsatılmışı Ertuğrul Özkök diyor ki: türkiye hiçbir zaman öcalana yaklaşmaya çalışmadı, hep onu bebek katili olarak nitelendirdik, bu yanlıştır. Ve üstüne de öcalana sesleniyor falan. Çatışma bize kayıp getirdi diyor ve diyalog kuruyor. Yani aslında yol haritasına uygun davranıyor. Önce silahlı mücadele, şimdi de siyasi mücadele. Zaten leyla zana'lar, ahmet türk'ler ab parlementosunda krallar gibi ağırlanıyor, önlerine mikrofon konuyor. Bizim imam-bakanlarsa ellerinde dosyalarla el pençe divan duruyorlar ab kapılarında. Bir adım geriye çekilen insanın çok rahat görebileceği şeyler bunlar. Şimdi adımları biraz daha geriye atma zamanı. Daha fazlasını görebilmek için.

Boykot

Öss sonrası hiçlik gibi bu yaşanan. Bir çok boş zaman hayali şimdi gerçek fakat yapılacaklar listesi fosmuş. Bir yerden başlasak mı? Oysa dağlarda olmak vardı onun yaptığı gibi. Fakat ben iki kelimelik eksik yüzünden yeniden gazete ilanı vermek zorundayım okuldan mezun olmak için. Çıkmak girmekten daha zormuş. Olayı trajikomik yapan şey ise çıkmak için bu kadar uğraşıp 1 ay sonra bilmemkaç katı ter döküp yeniden, 2 sene daha beni alın buraya diyecek olmam. Onun karşısına çıkanlar ona sundukları şeyin farkındalar mıydı? Benim neler yapabileceğimin farkında olmadıkları gibi onun da farkında değillerdi. Şimdi tüm dünya onun farkında. Ve bir türkü tutturmuş sistemin danışıklı dövüşçüleri "kendinize bir role-model bulun, onun gibi olmaya çalışın". Peki ya biri çıkar da "ben gelecek nesile bu nesilden çıkmış bir role-model bırakmak istiyorum" derse ve o model hiç de sizin istediğiniz adam değilse? Haydi bakalım. Karşıma çıkacağınız günü iple çekiyorum. Ben buradayım. Ya siz?