13 Aralık 2008 Cumartesi
8 Aralık 2008 Pazartesi
Hay bin kunduz !
Saklandığın delikten ne zaman çıkacaksın küçük kunduz? Yoksa vaz mı geçtin hayattan, kimseye sormadan kış uykusunda mısın ayı yavrusu gibi? Hep vazgeçmeyi düşündüm ben de ama hayat benden vazgeçmeden ne mümkün yoldan çıkmak. Tam bitti derken sunuyor fırsatı ve tepemiyorsun. Belki de iyi ki o deliktesin. Her gün üstünden titreyerek geçtiğim karla kaplı toprağın altında, gönlün rahat sıcacık uyuyorsun öyle değil mi? Isınmak için yerel seçimleri beklemene de gerek yok üstelik. Bir delik de ben bulsam kendi bedenimi sığdırabileceğim ve kavuşsak birbirimize toprak altında. Karargah bellemişsindir sen şimdi belki orayı, belki de ilk kurmayın ben olurum ha, ne dersin! Çok büyük planlarım var yeryüzü için ama önce yerin dibine inip seninle paylaşmalıyım; ve diğerleriyle. Aç aslanlara yem olma riskini göze alıp dalmam gerek “balta girmiş” ormanlara; elbet oralarda bir yerdedir sana gelen yol. Çalılar kaplamıştır üzerini deliğin tıpkı küçükken okuduğum Jules Verne kitabında olduğu gibi. İki yıl yeter mi peki bize, iki yıllık bir tatil, yerin dibinde. Peki ya limandan çıkışımız için ipleri gizlice çözecek, küçük yaramaz kardeşimiz nerede? İnanmıyor musun şeytanın, annenin bile derisinin altında olabileceğine? Tatlı bir intikam gibi düşün bunu. Senin gözüne kestirdiğin bir sebzeyi senden önce çalan çakalın gözlerindeki alaycı bakışın intikamı. Ya da ne bileyim, seni o deliğe tıkan her neyse onun intikamı. Eğer hiçbir nedenin yoksa benim tatlı intikamımın ortağı ol, paylaşalım. Gözlerini gördüm ve gülüşünü; ve duydum ardından “defol git” deyişini. Haydi al bunun yarısını, ortak et kendini kendime. Bizim tatlı intikamımız.
Tekrar geldiğimde buraya, hep beraber olmaya; amacımız her yeri sallamak olacak, sıra bizde olacak “haydi yeter” diye haykıracağız ve o zaman tam zamanı olacak. Ya da belki “tam zamanı” tam da “şimdi”…
Tekrar geldiğimde buraya, hep beraber olmaya; amacımız her yeri sallamak olacak, sıra bizde olacak “haydi yeter” diye haykıracağız ve o zaman tam zamanı olacak. Ya da belki “tam zamanı” tam da “şimdi”…
6 Aralık 2008 Cumartesi
Sonsuzluğa Ölmek
Küfürbaz ve gizemli
Gözyaşlarım hayatın kaderi
Cehaletin yanında otururken
Azmim bilenir ve deler geçer her seti
Saygı sadece sakala, bıyığa ise
Keserim sakalımı ve çıkmasın bıyıklarım
Söylerim sözümü
Ağlarım sahnede
Herkesin önünde
Beni var eden bir yanımda
Cehalet ise öteki...
Var eden
Cehalete kin kusarken
Sadece gözyaşlarım adına
Küfürbaz ve gizemli
Emeğim, nefretim ve gözyaşlarım
04.12.08 18:27 Sirkeci-Halkalı treni
Sığ sularda boğulmak insana acı verir, derinlerde ise sonsuzluğa ölürsün...
Gözyaşlarım hayatın kaderi
Cehaletin yanında otururken
Azmim bilenir ve deler geçer her seti
Saygı sadece sakala, bıyığa ise
Keserim sakalımı ve çıkmasın bıyıklarım
Söylerim sözümü
Ağlarım sahnede
Herkesin önünde
Beni var eden bir yanımda
Cehalet ise öteki...
Var eden
Cehalete kin kusarken
Sadece gözyaşlarım adına
Küfürbaz ve gizemli
Emeğim, nefretim ve gözyaşlarım
04.12.08 18:27 Sirkeci-Halkalı treni
Sığ sularda boğulmak insana acı verir, derinlerde ise sonsuzluğa ölürsün...
Kendiliğinden Ortaya Çıkan Kişisel Yardım Kampanyam
Yürüyordum akşamın karanlığında Gülhane’ den Sirkeci’ ye ıssız sokakta, saat akşamın dokuzu. Köşeyi döndüğümde kaldırımın ortasına oturmuş, önünde paket paket mendiller dizili, 8-10 yaşlarında bir çocuk… gülüyor, oyun oynar gibi mendillere dokunuyor arada. Geri döndüm. Çantamdaki gazeteyi verdim ve üzerine oturmasını söyledim, çünkü yerdeki kaldırım taşı buz gibiydi. Gülücüğü daha da sevimli bir hal aldı. Daha sonra eşim çantasından bir kalem çıkarttı ve çocuğa uzattı. Sanki verdiği basit bir kalem değil de dünyanın en harika şeyiydi onun için, görmeliydiniz. Gözleri parlıyordu artık. O an şunu fark ettim. Evet, o çocuk için herkes üzülürdü ve bir şey yapmak isterdi. Ve genel olarak insan tavrı, ondan selpak alma yönünde olurdu, hatta para verir selpak bile almazdı. Ama bunun hiçbir anlamı yok. Yani o çocuğun haline üzülüp verdiğiniz para, onu çalıştıran aşağılık pezevengin cebine gidiyor, belki de o pezevenk herif onun öz babası. Hiçbir çocuk ondan selpak ya da çekirdek aldığınızda mutlu olmaz, onu mutlu eden şey onun için verdiğiniz bir şeydir,sadece onun için. Bir gazete kağıdı, üşümesin diye, ya da basit bir kalem. Tam da o günden sonra çantamda hep bir kalem bulundurdum, hatta yanında bir de ufak defter de veriyordum çocuklara. Satıcı çocuklara… Onlar “selpak verim mi abi… tartayım mı abi…” diyordu. Ben ise “okuyor musun, al bakalım bunları ve sakın okumayı bırakma” diyordum. Odama her girdiğimde artık “onlara daha fazla ne verebilirim” diye düşünür oldum. Buzdolabı poşetlerinden bir deste aldım önce, içine kalem, defter, ataş, kitap ayracı, mum ve maytap koydum. Yanına da küçük bir karta şöyle yazıp iliştirdim
- Karanlıkları aydınlığa çevirmen için MUM
- Mutlu olduğunda yakman için MAYTAP
- Hep okuyup yazman için DEFTER, KALEMLER, ATAŞLAR VE KİTAP AYRAÇLARI
Ve kartın arkasına da daha büyük harflerle
HER NE OLURSA OLSUN OKULUNU BIRAKMA, OKUMAKTAN VAZGEÇME yazdım
Ne mi yapacağım? Birkaç haftadır yaptığım gibi bu paketlerden 3-4 tanesini her gün çantama atıp yanımda taşıyacağım yine. Bir çocuk göreceğim elinde selpak, aklında kim bilir ne güzel hayalleri olan. O bana selpak satmak isteyecek (aslında istemeyecek) ben ise ona asıl istediği, asıl onu mutlu edecek şeyi vereceğim.
Daha fazlasını yapabilir miyim diye düşünürken yine aklıma şu geldi. Bu yaptığım şeyi sizinle, yakın çevrem başta olmak üzere herkesle paylaşmak. Düşünün, hiç beklemediği bir anda hiç beklemediği bir adamdan ilginç bir poşet alan bir çocuk. Poşetin üzerinde ne bir yardım derneğinin, ne de bir insanın ismi yazıyor. Sadece küçük ve onun küçük dünyası için çok güzel olan şeyler var. Hatırlayın, hep böyle beklenmedik anlarda gelen küçük şeyler değil miydi bizi asıl mutlu eden çocukluğumuzda…
Peki nasıl mı yardım edeceksiniz? Nasıl etmek isterseniz. Örneğin siz de küçük bir çocuğa verilecek, onun okumaya, okuluna ve eğitimine devam etme istencini sıcak tutacak ufak materyaller ulaştırabilirsiniz bana. İster 10 tane defter, ister 20 tane silgi ya da aklınıza ne gelirse. Para yardımı da olur ama tabi bu çocuklara “para” şeklinde değil “materyal” şeklinde dönecek. Yani benim cebimden bu işler için gönüllü olarak harcadığım paraya siz de cebinizi katmış olacaksınız. Fakat işin özünün kaybolmaması için eğer para yardımı yapmak isterseniz 5 ytl den fazlasını kabul etmeyeceğim. Unutmayın bu yardımınız her şekilde olabilir, ister paketlerime koyacağım materyaller, ister bu materyalleri temin etmem için ufak paralar, ister bu dağıtım sürecini benimle birlikte yapmak. Kural ise şu:
- Hedef: satıcı (çalıştırılan) çocuklar…
- Amaç: onların yüzünü güldürmek ve okumaya devam etme istencini pekiştirmek
- Zaman: sokakta olduğumuz her zaman, karşımıza her çıktıklarında, ayrım yapmadan.
Şimdiden hepinize teşekkür ederim…
Ali Emrah TOKATLIOĞLU
- Karanlıkları aydınlığa çevirmen için MUM
- Mutlu olduğunda yakman için MAYTAP
- Hep okuyup yazman için DEFTER, KALEMLER, ATAŞLAR VE KİTAP AYRAÇLARI
Ve kartın arkasına da daha büyük harflerle
HER NE OLURSA OLSUN OKULUNU BIRAKMA, OKUMAKTAN VAZGEÇME yazdım
Ne mi yapacağım? Birkaç haftadır yaptığım gibi bu paketlerden 3-4 tanesini her gün çantama atıp yanımda taşıyacağım yine. Bir çocuk göreceğim elinde selpak, aklında kim bilir ne güzel hayalleri olan. O bana selpak satmak isteyecek (aslında istemeyecek) ben ise ona asıl istediği, asıl onu mutlu edecek şeyi vereceğim.
Daha fazlasını yapabilir miyim diye düşünürken yine aklıma şu geldi. Bu yaptığım şeyi sizinle, yakın çevrem başta olmak üzere herkesle paylaşmak. Düşünün, hiç beklemediği bir anda hiç beklemediği bir adamdan ilginç bir poşet alan bir çocuk. Poşetin üzerinde ne bir yardım derneğinin, ne de bir insanın ismi yazıyor. Sadece küçük ve onun küçük dünyası için çok güzel olan şeyler var. Hatırlayın, hep böyle beklenmedik anlarda gelen küçük şeyler değil miydi bizi asıl mutlu eden çocukluğumuzda…
Peki nasıl mı yardım edeceksiniz? Nasıl etmek isterseniz. Örneğin siz de küçük bir çocuğa verilecek, onun okumaya, okuluna ve eğitimine devam etme istencini sıcak tutacak ufak materyaller ulaştırabilirsiniz bana. İster 10 tane defter, ister 20 tane silgi ya da aklınıza ne gelirse. Para yardımı da olur ama tabi bu çocuklara “para” şeklinde değil “materyal” şeklinde dönecek. Yani benim cebimden bu işler için gönüllü olarak harcadığım paraya siz de cebinizi katmış olacaksınız. Fakat işin özünün kaybolmaması için eğer para yardımı yapmak isterseniz 5 ytl den fazlasını kabul etmeyeceğim. Unutmayın bu yardımınız her şekilde olabilir, ister paketlerime koyacağım materyaller, ister bu materyalleri temin etmem için ufak paralar, ister bu dağıtım sürecini benimle birlikte yapmak. Kural ise şu:
- Hedef: satıcı (çalıştırılan) çocuklar…
- Amaç: onların yüzünü güldürmek ve okumaya devam etme istencini pekiştirmek
- Zaman: sokakta olduğumuz her zaman, karşımıza her çıktıklarında, ayrım yapmadan.
Şimdiden hepinize teşekkür ederim…
Ali Emrah TOKATLIOĞLU
Radikal Gazetesi

Kelime anlamı olarak “olağandan farklı, uç” olarak bilinir fakat yanlıştır. Radikal kelimesinin asıl anlamı “öze en yakın olan” dır. Yani iş “öze yaklaşmak” olunca sıradan olandan farklılaşırsınız ve bu da sizi yanlış anlamıyla “radikal” yapar. Aslında bu farklılaşma için kullanılacak doğru kelime “marjinal” olabilir. Fakat dediğim gibi radikal, öze en yakın olandır.
Gazete olarak Radikal gazetesinin ise öze en yakın olup olmadığını tartışırsak sanırım işin içinden birkaç hafta çıkamayız ve net bir sonuca ulaşamayız. Gazetenin isminin haberlere değil fakat köşe yazarlarının siyasi kimliğine yansıdığını görmekteyiz. Her görüşten yazara yer veriyoruz mesajı vermek adına mıdır yoksa bu samimi bir gazete politikasıdır bilmem ama geçtiğimiz günlerde ölen eski büyükelçilerimizden, dönemin MHP milletvekili olan bir muhterem aynı zamanda eski Radikal yazarıdır. Ayrıca an itibari ile de Namık Kemal Zeybek’i “Türkçü yazıları” ve buna paralel “bıyığı” ile sık sık orta sayfalarda bir köşede görmekteyiz. Kafadan sağ örneklerle başladım çünkü gazete temel olarak sol eğilimli bir gazetedir. Var olanı değiştirme çabası içinde bir tavrı vardır ama “devrimci” olarak nitelemek sanırım gereksiz bir lütuf olur Radikal için.
Gazeteyi aldığım süre boyunca insanların ilginç bakışları ile karşılaştım. “AAaa radikal mi okuyorsun” diye şaşıranlar oldu. Farklı nedenleri vardı eminim. Okul kantininde otururken babası asker kendisi ülkücü olan bir arkadaşım, yakın bir arkadaşım, gazeteyi gördü masada. Kimin bu dedi, sonra masada beni görünce cevaba bile gerek duymadan kimin olduğunu anladı çünkü onun gözünde bir “diğeri” idim her ne kadar beni sevse de. Kim bilir belki de vatana ihanetti Radikal okumak. Çünkü toplumdaki genel etiketleri “solcu”, “liboş” “Kürtçü” olan bir gazeteyi okuyor olmak başlı başına bir ayıptı belki de. Üstelik birini okuduğu gazeteyle eleştirmek ve aynı anda yurttan kaçış ve bir Avrupa ülkesine yerleşme planları yapmak vatanseverliğin en güzel örneği iken.
Liseye giden oyuncularımdan biri de çok merak etmişti neden Radikal okuduğumu. Babası, 12 eylül döneminde yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren’in yakın arkadaşıydı. Devrimci bir aileden gelen çocuk da yadırgamıştı Radikal ile samimiyetimi. Görüyorsunuz ki hem sağ, hem sol şüphe ile bakıyorken bu gazeteyi okumak pek de akıl karı olmasa gerek diye düşünülebilinir. Ama ben yine de mevcut gazeteler içerisinde en okunmaya değer, en dolu ve yararlı olanlarından biri olarak gördüm. Gerek haberlerini, gerek köşe yazılarını hep eleştirel okudum ve hem katıldığım hem katılmadığım yönleriyle okuduklarımı tartabilmem, çatışmam, uzlaşmam beni mutlu etti. Çünkü bu sayede artık kendi fikirlerimi törpüleyecek olgunluğa, her okuduğumu bir kutsal bilgiymiş gibi kabul etmeyecek kadar aydınlığa eriştiğimi gösterdi. Ve biliyordum, biliyorum ki burası henüz yolun başı. Kimilerinin hiç ulaşamayacağı bir baş…
Gazete hakkında simgesel ve teknik detaylar:
Fiyatı: 50 kuruş
İnternet adresi: www.radikal.com.tr
İlk sayfa haberleri toplumsal, ekonomik ve siyasal hayat ağırlıklı. Tipik 3.sayfa cinayet haberleri yok. Spor sayfası maksimum 2 sayfa, 3 sayfa olması istisna. Gazeteye tersten başlayan spor tutkunları kültür sanat meraklılarına dönüşebilir, zira arka sayfanın ardından ilk iki (yani son 2 sayfa) kültür sanat üzerine. Arka sayfanın sağ üst köşesinde görmeye alıştığımız manken, şarkıcı vesaire fotoğrafları yok. İçini ısıtmak için böyle arka kapak güzeli arayan okuyucular aynı köşede o fotoğrafın yerine “Perihan Mağden” yazılarını okumayı deneyebilirler ama eğer yazının başında biriyle atıştığını fark ederlerse hemen orada kessinler çünkü çekilmez oluyor.
İçerik olarak bölüm başlıkları şu şekilde
Yaşam / Türkiye / Politika / Yorum / Dış Haberler / Ekonomi / Televizyon-sinevizyon / Spor / Kültür sanat
Gazetedeki okunası köşe yazarlarından bazıları
İsmet Berkan, Türker Alkan, Hakkı Devrim, Oral Çalışlar, Taner Berksoy, Altan Öymen
2 Aralık 2008 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)