22 Mayıs 2009 Cuma
13 Mayıs 2009 Çarşamba
6 Mayıs 2009 Çarşamba
Interpol - Evil
Evil - Interpol
Rosemary
Heaven restores you in life
You're coming with me
Through the aging, the fearing, the strife
It's the smiling on the package
It's the faces in the sand
It's the thought that moves you upwards
Embracing me with two hands
Right will take you places
Yeah maybe to the beach
When your friends they do come crying
Tell them now your pleasure's set upon slow-release
Hey wait
Great smile
sensitive to fate not
Denial
But hey who's on trial?
It took a life spent with no cellmate
The long way back
Saying, "why can't we look the other way?"
we speaks about travel
Yeah, we think about the land
We smart like all peoples
Feeling real tan
I could take you places
Do you need a new man?
Wipe the pollen from the faces
Make revision to a dream while you wait in the van
Hey wait
Great smile
sensitive to fate not
Denial
But hey who's on trial?
It took a life spent with no cellmate
To find the long way back
Saying, "why can't we look the other way?"
You're weightless, you are exotic
You need something for which to care
Saying, "why can't we look the other way?"
Leave some shards under the belly
Lay some grease inside my hand
It's a sentimental jury
And the makings of a good plan
You've come to love me lightly
Yeah you've come to hold me tight
Is this motion everlasting
Or do shutters pass in the night?
Rosemary
Oh heaven restores you in life
I spent a lifespan with no cellmate
The long way back
Saying, "why can't we look the other way?"
You're weightless, semi-erotic
You need someone to take you there
Saying, "why can't we look the other way?"
Why can't we just play the other game?
Why can't we just look the other way?
5 Mayıs 2009 Salı
Perspektif
Koltuklar gibisin, eski ama hala diri. İşgören. Birbirimize aidiz dediğin kaç kişi oldu bilmem ama onlara hiç ait olmadığın yüzündeki çapkın ifadeden belli. Yanındaki beyazlı ve arkandaki sana benzeyenler... Bir azınlıksın onlar içinde. Ben de senin gözünde... Eskide bir zihin, bir ışık parıldıyor. Kopardığın an mı yoksa bu ışık her şey ile tüm bağlarını? Akordeon sesi kadar güzel saçların ve kelebeğin ömrü gibi; kısa. Dürüst olalım ki mecnunun leylası olmadığın kesin fakat buranın hakimi tartışmasız sensin. Solumdan alıyorum ve çekiyorum içime enerjini. Sakın daha hızlı geçmesine izin verme yılların. Sana gelmem lazım zira...
25.04.09 polatlı...
25.04.09 polatlı...
1920
Bir yanda beden arzuları
Bir yanda ruhumu doyuran
Sen olma hayali
Sana gelmek
Yağmurun burnuma dayattığı
Toprak kokusuyla
Toprak olmayan bedenin
En yüksekte şimdi
Bir avuç yiğidin
Zihinlerinde
Ve yüreğin
Yüreklerinde
Sıradanlıktan sıkıldığımda
Rutine gelemediğimde
Baskıya dayanamadığımda
Kendime hareket edecek
Yeni uğraş aradığımda
Senin de öyle olduğunu bilmek
Beni senin erin
Senin gencin
Senin evladın yapan
Yegane kudretim
Ceplerimde ellerim
Sana geliyorum
Gecenin karanlığında
Ankara'nın yağmurunda
Parmaklıklar ardındakilerin
Ve henüz seni sadece
Cahilce sevenlerin de adına
Evladın olarak geliyorum
Benim de başımı okşa
E mi?
23.04.09 Ankara...
Bir yanda ruhumu doyuran
Sen olma hayali
Sana gelmek
Yağmurun burnuma dayattığı
Toprak kokusuyla
Toprak olmayan bedenin
En yüksekte şimdi
Bir avuç yiğidin
Zihinlerinde
Ve yüreğin
Yüreklerinde
Sıradanlıktan sıkıldığımda
Rutine gelemediğimde
Baskıya dayanamadığımda
Kendime hareket edecek
Yeni uğraş aradığımda
Senin de öyle olduğunu bilmek
Beni senin erin
Senin gencin
Senin evladın yapan
Yegane kudretim
Ceplerimde ellerim
Sana geliyorum
Gecenin karanlığında
Ankara'nın yağmurunda
Parmaklıklar ardındakilerin
Ve henüz seni sadece
Cahilce sevenlerin de adına
Evladın olarak geliyorum
Benim de başımı okşa
E mi?
23.04.09 Ankara...
Hayır! Ben bir uçan daireyim...
Sesim yankılandı kayaların yosun tutmamış kısımlarında sulara ama yoktu ki deniz senin yaşadığın yerde, ulaşmadı sana. Büyü bozulmadı. Tıpkı istediğin gibi. Masum kaldım zihninde. Zaten kimse bilemezki kötü bir adam olduğunu düşünmenin nasıl bir his verdiğini, kendi başıma yaşadığım saatlerin haricinde. Sen hayatı suçladın bense kendimi ve sana olan nefretmi. Fakat tüm bu saçmalıkların ardındaki rüyalarım, hiçbir şeyin kontrolünde olmadan keşfediliyorlar küçük melekler tarafından. Mavi gözlerin ardına saklanmış bu küçük melekler asla yalan söylemiyorlar senin gibi. Dilerdim ki dürüstlüğün gösterişten ibaret olmasın ve dilerdim ki göstermeye çabalamasaydın herkese masum olduğunu yalanlarınla; dürüst yalanlarınla. İhtiyacım olan tek şey yine o rüya. Çehresini göremediğim o bilinmez dişil varlığın arkasında kan ter içinde kaldığım şu masum rüya; mavi gözlerin ardındaki melekler kadar. Zaman tükeniyor diyenlere ise bir sorum var. Hayatta her şey dönüşümden ibaretken, var olan yok olmaz, hiçbir şey yoktan varolmazken bunu söyleyen sizler, şimdi hangi cüretle kalkmış da bana zamanın tükendiğinden bahsediyorsunuz? Bu hayatı bedenimden emip aldığınızda tükenen şey zaman olmayacak, bizim vaktimiz dolacak, o kadar. Fakat bunu durduramayacaksınız, toprak oluşumuzu ve yeniden doğuşumuzu. Gidin ve uzak köşelere kaçan ödleklerin vaktini tüketin, ben burdayım, tam ortada! Herkesin ortasındayım. Kendisini kimsenin anlamadığını düşünen bahtsız insanlardan değilim. Ben, kimsenin beni anlamasına ihtiyaç duymayanlardanım. Ne methiyeler büyütür beni ne de yergiler küçültür. Alevlenirim bir yangın gibi ormanın daha özgür kısımlarına arkama aldığım fevri rüzgarımla. Şimdi oturup kara kara düşünün kim attı o kibriti ve var etti beni. Seni gerizekalı! Dedim ya hiçbir şey yoktan var olmaz diye. Bir ışık yanılsamasıyla farkettiğim ilk beyaz saç telim gibi... hiç ama hiç bir şey yoktan var olmadı. Yok yere sevmediğim gibi seni. Yok yere yaşamadığım gibi bu acıları. Seni gerçekleri görmekten alıkoyan gururuna selamlar gönderirken soruyorum: Aşksız kurtulabilir misin? Gördüğünü iddia ettiğin o canlı bombayla sana tecavüz eden arkadaşın sakın aynı insanlar olmasın ve seni tedavi eden psikolog da. Sen saf ve temiz bir avanaksın ve aynı soydan gelsen de mavi gözlerin ardında saklı o meleklerden çok uzaklardasın... farklısın...
22.04.09
22.04.09
İnanç Üzerine
Size en arkada gelecek olanı söyleyeyim: ben. Herkes önümde, gözümün önünde olacak. Kolayca izlenebilecek ama beni görmeyecek. Yuvarlana yuvarlana da olsa hep beraber gideceğiz. Ne kadar inandığınız önemli değil eğer benim inancıma ortak olabiliyorsanız. Şimdi koyun ellerinizi ortaya ve katın katabildiğiniz kadar "siz"i "biz"e. Yüreğiyle yanımızda olan ama yerinden kalkacak kadar kudreti olmayana da sonsuz sevgim var en az size olduğu kadar. Sizlerin ve onların kombinasyonlarını aldığımda kudretimiz sonsuza varıyor bunu bilin. Size düşen en önemli şeyse inancınızın yüreğinizden uçmasına izin vermemek. Siz onu orada tuttukça o daha da azacak, coşacak ve tüm bedeninize yayılacaktır. Ve bedeniniz inancınıza yetmedğinde o zaman gün bizim günümüz olacak. Paylaşın zaferleri ki türküleriniz daha gür söylensin, göğü delsin. Paylaşın yenilgilerinizi ki ileriye gidebilmenin o kadar kolay olmadığını daha çok insan bilsin. Ya kalın bu ucube istasyonda ya da atlayın bizimle, ilk gelen trene. Kararsız kalmayın, gelecek kadar emin değilseniz gelmeyin, bize zarar vermeyin. Bir sonraki treni bekleyin. Her zaman bir sonraki tren vardır. Eğer gelmezse kaybettiğinizi düşünmeyin, kendi treninizi inşaa edin ve bize yetişin. 9 vagonlu bir tren her zaman bir uçaktan daha iyidir. Uçak hedefe daha hızlı varır fakat sadece başladığın yerle bitirdiğin yerdeki şeylerin farkına varırsın. Tren öyle değildir. Başlangıçtan zafere kadar geçtiğin tüm yerler senindir. Sağa bakarsın, sola bakarsın, göğe ve yere bakarsın... zafere giden yolda çektiklerin seni büyütendir, zaferin kendisi değil. O sadece bir başlangıçtır. Ve dünyada hiçbir zaman hiçbir şeyin sonu gelmez. Hayat bir dönüşümdür.
22.04.09 ankara...
22.04.09 ankara...
Sabırsızlanmıyorum
Zihnimde yaşadıklarım
Gerçeklerimi gösteriyor
Çevrenin sanallığına
Şaşırmıyorum
Sevmeye alışmıştım
Şimdi tek başımayım
Zaten hep öyleymiş insan
Umursamıyorum
Özlediğimi sandığımda
Bana bunu yaptıran
Alışkanlıklarımmış
Utanmıyorum
Tüm yaşayacaklarım
Ve gelecek her çarşamba
Her mavi gökyüzü, uzakta
Fakat
Sabırsızlanmıyorum
21.04.09
Gerçeklerimi gösteriyor
Çevrenin sanallığına
Şaşırmıyorum
Sevmeye alışmıştım
Şimdi tek başımayım
Zaten hep öyleymiş insan
Umursamıyorum
Özlediğimi sandığımda
Bana bunu yaptıran
Alışkanlıklarımmış
Utanmıyorum
Tüm yaşayacaklarım
Ve gelecek her çarşamba
Her mavi gökyüzü, uzakta
Fakat
Sabırsızlanmıyorum
21.04.09
Savunmak Üzerine
Hayır. Ben onun gibi olacağım. İnatla, inadına o masanın üstündeki kaşığa, gümüş kaşığa ulaşmak isteyen miskin kedi gibi. Onun gidişi kadar zor olmadı benimki, biraz para biraz emrivaki hallediverdi her şeyi. Ne düşman fırkateynleri ne de hakkımda ölüm fermanları. Bir çanta, bir bilet ve yorgunluğumdu taşımak zorunda olduklarım. Fakat ikimiz de haklı azınlığın içindeydik. Hakkımız olanı almaya gelmiştik. Geçmişin karanlığı içine bıraktı mirasını, aydınlığını. Sönmeyendi onun ışığı ve benim yolumu da aydınlattı. Şimdiyse önümde kendi karanlığım kaldı. Karanlığımı delip geçmeye, ileriye ışık tutmaya, kendi ışığımı yaymaya ve mümkünse başkalarının karanlığına da aydınlık olmaya, diğerlerinin umudunu yaratmaya ihtiyacım var. Paylaşılan değerlerimse birer ölü gibi yatıyor yanıbaşımda ve onların arasından tek başıma yürürken safları bozduğumu hissediyorum. Saflar arasında bir ayrı çizgi benimki, yapayalnız yürüdüğüm. Şimdi paylaşmaya değil paylaşılmaya hazırım. Kırılan hayallerim batıyor ayaklarıma ve hissizleşerek onlar sayesinde umutlarımı "realize" ediyorum. Farkındayım ki farkında olmadığım çok şey var fakat her geçen gün azalıyorlar farkettiklerimin karşısında. Şimdi sen de sallanıyorsun, yalpalanıyorsun bu anaforda. Bırak da zihninden neler geçtiğini bileyim. Sadece bağırmak istiyorsun nedenini bilmeden. Bana biraz daha yaklaşmak belki de... Bilmiyorsun ki sen ancak benim az önce olduğum yere yaklaşabilirsin sevgili kardeşim. Ben artık orada değilim. Ve biliyor musun bunu yapabilmek çok kolay. Aynı yerde olmamaktan bahsediyorum, hep ileriye gitmekten. Çünkü sen zaten böyle doğdun. Senin özünde bu var. Muhafaza etme eğilimi ise korkakların işidir ve asla sana özgü değildir. Savunmak ise farklı bir kavramdır. Bir kaleyi muhafaza etmek için korkakça pazarlıklara girişmek yerine o kaleyi tehdit edene direnmek arasındaki farktır muhafaza ile savunma farkı. İşte bu yüzden düşüncelerini muhafaza etme, onları savun. Sadece onları değil, her şeyini! Ve şunu bil ki ancak sana ait olduğunu hissedenler sana aittir. Aidiyeti sen sağlayamazsın, bu ancak "ona" bağlıdır. Senin yapabileceğin sadece sen olmaktır. Bir erkeğe ait hisseden kadın için de aynı şey geçerli, bir toprağa ait hisseden insan için de. Hücrelerimde muhafaza ettiğim her hatıra beni ben yaptı ve o korkunun dürtüsü sayesinde ben hep uyanığım. Biliyorum, sen de hala uyanıksın, çek şu perdeyi aramızdan da gözlerini göreyim. Sakın onları benden kaçırma. Çünkü o zaman yine kaybeden sen olursun. Ne kadar kolay değil mi? Ne kadar kolay! Anlar... ve o anlardaki hislerle her şeyi yerle bir edebilmek. O zaman bir anlığına şovu durdur ve kolay olanı yap. İtiraf et. Başaracağım değil mi? Ben de başaracağım! Senin cevabına ihtiyacım olduğundan değil, sadece bunu sen de farket isterim diye. Daha sonra yine muhafaza ettiklerinle yaşamaya devam et. Ben ölmeye gidiyorum, postallarımı giyip, güneye. Bana ait olan diğer yerleri kurtarmaya. Bana aitler, çünkü öyle hissediyorlar.
21.04.09 ankara...
21.04.09 ankara...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)