29 Eylül 2008 Pazartesi
Şizofrenik karalamalar...2...
28 Eylül 2008 Pazar
İkibindokuz hayali...
Tarih: 00.00.09...
Samatya Sahili
dertlinin samatyası
gemiler sabitlenmiş beklerken
iki adam, elinde birası
uyurken şehir
ve günahken her şey
mübahtır şarabın
sabah yarattığı mide bulantısı
ne gitar teli dayanır
ne de ruhum dertlere
hem gelecek kurgusu
hem yaşananlar tahlili
ille de sen, sadece...
samatya sahili...
26 Eylül 2008 Cuma
Combatante...
Sırt çantalı bir adam, çantasında sadece yağmurluğu, kitabı, çakmağı ve günlüğü ile ilk adımlarını atar sağına bakarken bahçe kapısından çıktığı sırada. Aşılmaz dağları aşmak için dağa tırmanmak şart değildir fakat gideceğin yeri görmek için o dağın tam tepesinde olmalısın, en tepesinde. Ve adam da ordadır. 360 derece her yan apaçıktır artık. Şimdi önemli olan hangi yamaçtan aşağı yuvarlanmayı seçeceğidir. Tek başına bir kumandandır artık. Sıfırbaşı... Ordusu yüreğinde, belki de dağların eteğinde... tek tek... emek ile ve yürekli...
25 Eylül 2008 Perşembe
ANLADIM
ANLADIM
Bunca zaman bana anlatmaya
çalıştığını,kendimi
bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu
varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,
okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden
anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün
kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak
koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında
gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını
anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla
ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde
anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir
tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her
damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler
terkettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği
gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! ''
diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum''
diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir
çocukmuş,her düştüğünde zırıl
zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı
sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye
haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş
bir gün affedilmeyi,
Beni afetmeni ölürcesine istediğimde
anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak
kadar sevmekmiş
Can YÜCEL
24 Eylül 2008 Çarşamba
Sadece 20 dakika...
23 Eylül 2008 Salı
20 Eylül 2008 Cumartesi
Yarın olmaz... hemen... şimdi...
Şeklim uymaz boşluğuna, elim gitmez ve sevmezsem zorlama. Uyandırma. Uyanıksam da uyutma. Kimseye aldırmadan konuşmadan duruyorsam ya da çenemin motorları tam yol ileriyse ve üzer seni söylersem hiç takılma boşu boşuna. Hele ki fikrim uymamışsa yanlışına. Gerçek can sıkar bilirim. Öğretilmiş sözde gerçeklikler ile öğrenilmiş hakikatlerin savaşı ve kavgası. İkinci cephede saflar sık değil ve savaşçılar az. Üstelik mühimmat da "onların savaşına" uygun değil. Hayallerinin serserisiyle yağmurlu bir günde el elesin. Şarkı söyleyerek koşuyorsun. Ama bilmelisin ki yarın senden çok uzaklarda olabilirim. Hem de bir anda. Plansızca. Vedasızca. Sen tahtaya yazmazsın bilirim. Olduğumda varsın, yokluğumda aklında olmak ve aklımı sana yoğunlaştırmadan yine sadece kendim olmak aynı anda. Yok artık sarı çizmeli mehmet ağa mı. Seviyorum isyanlarını. Hepsi küçük kaçamaklar senin için. Beni bile bile hala ufak denemelerin bunlar. Acaba bir köşeden, açık bıraktığım boşluktan çekip çıkartır mısın her şeyi ve sen de sadece kendini koyarsın değil mi. Kadın bencilliği sende de var biliyorum ama en azından sen bulacağın deliğin ne kadar küçük olacağının farkındasın ve inan bana bu çabalara girince aynen o delik kadar küçülüyorsun gözümde. Ne oldu? Yine mi kırıldın? Ne kadar bu pozlara girersen gir vazgeçmeyeceksin. İşte vazgeçemeyeceğim şeylerden kendi bencilliğin uğruna beni vazgeçirmeye zorlamayan ve asla vazgeçmeyen kadınım. Ayna ve tutan aynı anda. Soluğu alan ve veren sırasıyla soğuk bir bozkır gecesinde, tarlada. Umudun sonsuzluğunda, emekle geçen günün ardından içilen su tadında, Hilda...
Günlük...
Rastgele açtığım sayfanın o güne gelmesi de mi tesadüftü. Sonradan anlayacaktım ki hangi sayfayı açarsam açayım "o gün" dü açtığım. İlk kelime, diğer kelimeler, cümleler ve bir iki satırda artık oturduğum yerin, aldığım nefesin farkında değildim. Astral yolculuktaki ruhum satır aralarından geçip tozlanmış "o gün" e gitti. Ne kadar küçük ve safmışım dedim her satırda. Özellikle o ilk zamanlarda yazdıklarımda. Hele bir de yazıp yazıp bıraktığım ve attığım çocukluk günlükleri gelince aklıma daha da çok gülüyorum. Hatırlıyorum. Biyografi okuma merakı sardığı zamanlardı yine bu işe ciddi başladğım dönemler. Klasik anlamda sıkıcı biyografiler değil bahsettiklerim. "O adamların" insan odaklı biyografileri. Odaktaki insan da "onlar". En çok yararlanılan kaynaklarsa kendi yazdıkları şeyler. Yırt at resmini, unut artık ismini dediklerim arkamda kalmış ve onlar arkamda kaldıkça ben hep yol almışım ve bana yol aldırışları için onlara minnettarım. 10 yıl sonra onlara minnettarım. Şimdi? Şimdi kendi sesimi duyuyorum. Hep başlangıçlar silsilesi hayat. Ve bilimadamları tartışmaya başlamış bu günlerde: Ölüm bir an değil, bir süreçtir. Peki insan ne zaman başlar ölmeye?
18 Eylül 2008 Perşembe
Tanıdık isimlerden güldüren lakırdılar -perde2-
- Cinayetler dışında en düşük suç oranına sahibiz. --- Washington valisi Marion BARRY
- Hiç unutmaaam... hiç unutmaaam... günlerden ya cumartesi ya pazardı... --- Kenan EVREN
- Geleneksel olarak Avustralya'nın ithalatının çoğu denizaşırı ülkelerden gelmektedir. --- Keppel ENDERBERY (Avusturalya eski bakanı)
- Koltuğumda biraz daha oturmak için kimseden istekte bulunmam. Demokrasi için ne gerekirse yaparım. Çağdaş uygarlık yolunda coşmuş bir insanım. Bensiz bir türkiye de pekala yönetilebilir. Bunun aksini düşünemiyorum. Kendim için bir şey istiyorsam namerdim. Tersi olsaydı derdim ki: istiyorum, evet sürem uzatılsın! --- Süleyman DEMİREL
- Bizim amacımız bu yoksul halkın şikayetlerini dinlemek ve çözmektir. Asla şovenizm duygularını kabartmak davası gütmeyiz. Kardeş kavgasını körüklemek ve bu yolda kadrolaşmayı sağlamaktan kaçınırız. Hedefimiz umut aşılamaktır. Bize faşist diye saldıranların haksızlık ettiğini düşünüyoruz. Onların siyasal hayatı bitecek! --- Devlet BAHÇELİ
- "B" çok önemli bir harftir. B olmasa Bülent'e "ülent", Bursa'ya "ursa" derdik. --- Mahmut TUNCER
- Mahsun ya da benim bu dalda ödül almış olmamızın hiçbir önemi yok. Çünkü o benim kasetime çok katkı koydu, ben de onun kasetine çok katkı koydum... --- Yavuz BİNGÖL
- Türkiye'de erkek ses sanatçısı çok fazla. Zaten erkekler pek showgirllük yapmıyor. --- Ebru YAŞAR
- Yani ne bileyim, doksan bile değil yüz derece döndün o olaydan sonra... --- Kuşum AYDIN
- Atatürk "istikbal göklerdedir" derken tanrıyı kastetmiştir. --- Mustafa SANDAL
- Mehmet Ali hariç bana önüne gelen herkesin "top" demesini istemiyorum. --- Fatih ÜREK
- Ha uzaydan kumanda, ha uzaktan kumanda. --- Musatafa TOPALOĞLU
- Artık daha aristokrat, daha burjuva, daha halktan cümleler kuruyorum. --- Gülben ERGEN
16 Eylül 2008 Salı
12 Eylül 2008 Cuma
Tanıdık isimlerden güldüren lakırdılar -perde1-
- Petrol vardı da biz mi içtik? ---SÜLEYMAN DEMİREL
- Sevgili Samsunlular! Sizi akdenizin incisi yapacağım. ---TANSU ÇİLLER
- Siz bunu küçük Turgut'a anlatın! --- C.başkanı Turgut Özal'dan Erdal İnönüye
- Yalnız Turgut beyin küçüğü yok, herkesin var. --- SHP Milletvekili CÜNEYT CANVER
- Füzelerle savaş kazanabilirsiniz ama füzelerin üzerine oturamazsınız. --- DENİZ BAYKAL
- Afrikalı zombiler gibi --- BÜLENT ARINÇ
- Sekiz yıl Özal'a verdiniz. Onun iki yılını ananıza verin, o zaman Türkiye şahlanır. --- TANSU ÇİLLER
- Powell'ın ziyareti daha önce yapılsaydı daha iyi olurdu ancak bu ziyaret tam zamanında yapılmıştır. --- ABDULLAH GÜL
- Allahı size emanet ediyorum. --- TANSU ÇİLLER
- Kendime ait görüşlerim çok güçlü görüşlerim var ama onları her zaman onaylamıyorum. ---G. BUSH
Kumsal
18.08.08
21:57
Gri 08.08
Simsiyah gecemden
Ama kurtarır seni
Hayatın griliği
Siyah derindir
Beyaz hep kir gösterir
Melek olmana gerek yok
Başrol hep senindir
Kurtulmak için yaparken hamlelerimi
İçine çekti beni bataklığın
Ve ne zaman teslim ettiysem kendimi
O zaman bıraktın beni
Son defa vurarak
Siyah yok
Beyaz yok
Her şey gridir
Hayat gridir
Ağustos 08
Siyah kininde
Gri her yerde
Acil müdahale
Kavgam büyüktür
İrade çürüktür
Sessiz atarken adımları
Yol ürkütür
Beni kendime bırakmayın
Sessizce çığlık atmayın
Duyulmaz sesin boşlukta
Ya da dört duvar arasına girdikten sonra
9 Eylül 2008 Salı
Dünya Türk Olsun :)
üstünde kalan tek kara parçası var; o da Türkiye. Koca gezegende 70 milyon
Türk'ten başka kimse kalmamış. İlk tepkiler ne olurdu dersiniz?.. Buyurun
bakalım......:
*Amma balık yeriz artık be!
*'Türk'ün Türk'ten başka dostu yok' derlerdi de inanmazdım.
* Ulan tam da Uluslararası ilişkiler' bölümünü kazanmıştık.
* Şansa bak! Artık ne ihracat kaldı ne de ithalat...
* Nihayet cari açığı, dış açığını filan sıfırladık...
* Ülke olmak için ilk başvuran ilimiz Yalova oldu.
* Tarkan'ın İngilizce albümü raflarda kaldı...
* Bakanlar Kurulu kararı ile sularımız 12 bin mile çıkarıldı...
* Piyasaya sahte dolar ve Euro sürmekten tutuklanan kalpazanlar kendileriyle
dalga geçen polislere saldırdı...
* Ankara'da resmi temaslarda bulunan Fransa Cumhurbaşkanı sarkozii :) ,T.C.vatandaşı olmak için başvurdu. sarkozi'nin Türkiye Birliği'ne
alınması için referandum yapılacak...
* Stratejik açıdan hiçbir önemimiz kalmadı, ama artık ne önemi var.
* Ülkemizde bulunan yabancı turistler 'Ne iş olsa yaparım abi diyip iş
aramaya başladı.
* Apo 'Atın beni denizlere' deyip sürekli ağlıyor komutanım!...
* Heyyooo!... Dünya Coğrafyası'ndan yırttık oğlum,dersler boş geçecek...
* Edirne'den Ardahan'a gidilir mi be.. Dünyanın öteki ucu!!
* Ulan şimdi işin yoksa 4 yılda bir Olimpiyat düzenle.
