28 Eylül 2008 Pazar

İkibindokuz hayali...

Kahvaltı yapmayı reddediyorum. Doyan insan miskinleşir ve üretme istenci yok olur. Zaten yemek yemeyi düşünecek kadar aç değilim. Mübarek kandil simitleri duruyor hem komidinin üstünde, bir de bitmiş meyve suyu bardağı. En şanslısı da sağ köşemde duran "bal". Suyunu temizledim yeni ve yine yemledim. Bayılıyorum suyu kirliyken yüzeye çıkıp daha fazla oksijen almaya çalışmasına ve temiz suya girince hareketlenmesine. Odanızda sizden başka bir canlı olması nasıl bir duygudur bilir misiniz? Hayvan beslediyseniz sanırım aynı duygular. Sorumluluk, onunla konuşup dertleşme vesaire. Peki daha marjinal bir sorum var. Odanızda sizden başka bir beden olması nasıl bir duygu, hem de ölü? Biraz bekleyeyim de kendine gel. Sensiz yaşarım mı sanıyordun? Seni her özlediğimde sana uzanmak iki kelimeyle "seni özledim"... uzanışların en temizi değil miydi? Değil miydi ki cevaplar hep hakaret oldu? Ve şimdi de aynı iki kelime senden hem de -miş li geçmiş zamanda yazılmış. Öldürdüm seni ve yatağımın altına koydum parça parça ettiğim bedenini. Bana hiç bir zaman ait olmayan bedenini... Yatağın üstündeyken, kollarımdayken de bunu hissettim kendimi sana bırakırken de. Ve şimdi üzerine yatıyorum her gece. Kitaplarımı, tüm ıvır zıvırlarımı kaldırdım oradan, temizledim, sana layık bir yer haline getirdim. Her yana saçtım seni... gözlerini en dibe koydum. omuzların ise ellerime en uzak yerde, ayak ucunda yatağımın. Göğsündeki saf sen kokusu ise hiçbir zaman yok edemeyeceğim için yastığımın kenarında. Yağlı saçlarımdan ve boynumdan çıkan ter kokusunun sinmişliğine rağmen ben hala sadece o kokuyu alıyorum. Parça parçasın yatağımın altında. Ve ben her gece senin kokunla uyuyup, "la partida" ile uyanıyorum. Motorsikletim yok ama yürümeyi seviyorum. Tabanvay günlükleri mi demek lazım hepsine yoksa demir ağlarla ilgili bir isim vermek mi gerek? Öyle ya onlara güveneceğim yola çıkarken. Belki de dönüşüm olmayacak. Gittiğimi de bilmeyeceksin zaten. Ben parça parça bedenine son bir kez eğilip bakacağım yatağın altına, elim gözlerine gidecek dipten almak için ama vazgeçeceğim. Yoksa gidemeyeceğim. Ruhunu kendime alırsam kokun konusunda tereddütüm kalacak bir tek. O da mı bedeninin bana ait olmayışının bakiliği gibi kalacak, yoksa geçici mi bu kokun da? İlk trenle gidiyorum...

Tarih: 00.00.09...

Hiç yorum yok: