31 Ocak 2012 Salı

İhanet için

isyan için yüzlerce kılıç gerekir ama ihanet için tek bir hançer yeter!

28 Ocak 2012 Cumartesi

JJR - Eşitsizliğin Kökeni

...ve eğer içeride ulusal bir egemen ile dışarıda yabancı bir egemen varsa, yetkeyi nasıl paylaşırlarsa paylaşsınlar, ikisine de gerektiği gibi boyun eğilmesi ve devletin iyi yönetilmesi olanaksızdır

25 Ocak 2012 Çarşamba

İki kimlik

Aldığım iki küçük, iki basit hediye bir çok şeyi anlamamı sağlamalı aslında. Kimliğim. Özüne indi artık. Biri beyaz bir tişört üstüne sinmiş istanbul. Yaratıcı, keyif verici ve serin. Diğeri ise çubuklu. Artık bize emanet olan çubuklu. Üstelik ısıtan, donmaktan koruyan ve durmamaya sevk eden. Biri istanbul biri fenerbahçe olan kimliklerim sanırım asla terkedilmez olan. Hiç bir yere gidesim yok benim. Her şey bitse de bu ikisine sarılıp uyumak için.

26 ve 27 Aralarında Asal Sayılardır




Konuşmak gerekince susmayı sevişlerim gibi bugünün sonunu bekleyişim. Şimdi bana bütün kelimeleri verseniz,her şeyi anlatabilmeye yetmez ve hiçbir şey anlatmaz kelimeler. Bana bir şey anlatmayan kelimeler yerine 27'nin yüzüme çarpılması daha ayıltıcıdır artık. Her şeyi anlatan sizler, bugünün özetisiniz, hayatımın toplamı. Kültablasına yetiştirilemeyip masaya düşen sigara külü gibisiniz geride bıraktığım yıllar. Olması gereken hiç olmamış gibi, ve oldurmuşum gibi aslında pek de çok şeyi. Bazen düşen bir ping pong topu sesinde, ya da kebapçıda kesilen frambuazlı kekin yanında içtiğim çayda gülümserim. Bu kadar kolay artık gerçekçi olmak. Umut hep olacak ben tek başıma oldukça. Ve kelimeler hala hiçbir şey söylemeyecek. Sadece beni iyileştirecek. Sigara bitecek. Düşen küle dokunmaya kıyamadan; bir sene daha geçecek...

21 Ocak 2012 Cumartesi

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma

http://sydv.istanbul.gov.tr/Default.aspx?pid=267

20 Ocak 2012 Cuma

Sevgili günlük

Hala çok soğuk. Benim gibi soğuk seven insanın bile içine işlediğine lanet ettiren bir soğuk var. Antrenmanların en keyiflilerinden biriydi. Aynı zamanda karne günü olma dolayısıyla çok sayıda veli tribündeydi. Onları da bu keyfe katmak hoş oldu rekabet dolu bir şut yarışmasıyla. Lisans işlerinin pazartesi gününe kalması ise bu yorgunlukla gelebilecek en güzel haber. Şimdi toparlanma, çantayı hazırlama ve hafta sonu kampına doğru yol alma zamanı. Bu ne lan, iyice günlüğe çevirdim.

18 Ocak 2012 Çarşamba

76-71 Unics Kazan yenilgisi...

İlk yarısını 17 sayı farkla önde kapattığınız bir maçı 5 sayı farkla kaybediyorsanız o oyunun adı basketboldur. Üzücü bir başlangıç top 16'ya.

17 Ocak 2012 Salı

Spor Kulüpleri Örgüt Muamelesi Görürken

Çifte standardın en yüzsüz en alçak dönemini yaşıyoruz. Bu kadar göstere göstere adaletsizlik, adında adalet olan kurumlar tarafından bizzat yapılıyor üstelik. Trafik ışığında bekleyen üç kişi örgüt olma potansiyeliyle göz ucunda tutulurken, tetikçileri, beyin takımı, büyük patronlarıyla hiyerarşik yapıda çalışan suikast ekibi ise "bir avuç kendini bilmez" muamelesi görüp örgüt üyeliğinden tahliye ediliyor. Bu yaklaşım iyi ya da kötü, ak ya da kara herkesi kendi adaletini kendi temin etme seçeneğine götürüyor. Kanunlar senin kanunların, ayıplar senin ayıbın oluyor, utanç ise pay almadığın yegane şey olarak kalıyor.

14 Ocak 2012 Cumartesi

Travis - Re offender

aşk... sırf bu şarkıyı yine aynı hüsranla dinlemek, yine huzur bulmak için yeniden istemeye cesaretim olan şeydir... evet... şimdi yatabilirim...

İkinci tekrar dolabı

Bir alt bir üst titreşimin arasında eşit mesafede kalınca sıfır hatayla devam edersin sakız çiğnemeye. Rutin ritimlerin yol alışlarında bulursun birden kafanın tasının attığı yeri. Tozlu, kurak, dikenli batı asfaltlarında, görece fazla benzin yakan pikapında triole baslar eşliğinde terler bedenin şoför koltuğunun üçüncü sınıf kaplama derisinde. Konsere az kaldı, yetişemeyeceğini bildiğin yere giriş biletlerin torpido gözünde, kağıt parçası özüne geri dönüş yolunda. Sense yolu gösterecek, her günü ayrı görecek, yalvarmayacak, sana boyun eğmeyecek bir kılavuz kaptan peşindesin. Depoyu dolduracak paran var ama yine de pikap seni yarı yolda bırakacak. Ya daha iyisi vardır diye risk alacak, sonunda onun karar kıldığı yerde kalacaksın; ya da gidebileceğin en uzağı hesaplayıp makul bir tercihte optimal hayatında sıradanlaşacaksın, yaşayacaksın, biçilmiş kaftanı giyip padişahı oynayacaksın soytarı olup herkese parmak atmak varken. Tutsak, yitik, dile ve yap adamı olup, fade-out ile biten şarkının son cümlesininin sekisinci tekrarı olacaksın: ha - ha - ho - ho - hu - hu - hi - hi...

Sırt

Nice oldu unutalı seni
Sorma nerelerdeydim
Yavaş yavaş öldüren
İçimde kül olan korlarda
Nöbet bekledin mi ki beni

Alevler söner teninde
Buz kestiğim dünlerde
Utanırım, hatırlayamam
Atılırım
Söyleyemem

Susarım, susarım, susarım...

13 Ocak 2012 Cuma

Öğreten

...duymak istediğiniz şeyi söyleyen değil, sizin gerçeği görmenize yardımcı olacak, gerektiğinde can yakacak şeyleri söyleyenlerdir asıl öğretenler...

Yine

Karanlıkta tuttuğun silüetlerin
Saf duyguları
Kendimi kandırışları

Özrün kabahatinden yüce
Bir şey unutmadın mı
Çıkarken

Kendini kandırmayı
Daha fazla burada kalmayı
Özürlerini kendine saklamayı
Tekrar tekrar yok olmayı

Bana aşkını anlattığında
Bir kez daha
Kandığımda
Güldüğümde
Saplandığımda
Yanımda olma
Önce sağıma sonra soluma
En sonunda
Yoluma

Yine...

Çıkma...

11 Ocak 2012 Çarşamba

Karanlık Yolcu




Dünyanın başı elbet dönecektir bir gün dönmekten demek, son pişmanlığın sabaha varmayacağı dar koridorlarda yürümek gibidir bir aşağı bir yukarı. Gafiller güneş battı sanar, karanlık olur derler oysa sadece ışık azalır. Karanlık değil, ışığın yokluğu vardır. Çarpmazsa saksıdan bedenlerinizdeki gübreli edebinize, saklayabiliriz sanırsınız pisliğinizi. Ama görürüm ben, bilirim çünkü karanlığın sizin yanılsamanız olduğunu. Biliyorum, çünkü karanlık benim gerçeğim. Sağım solum önüm arkam gafilken, ben avlanırım içimdeki karanlık yolcuyla yollara düşüp. Kana kana içerim gecenin soğuğunu, siz gün ola hayrola derken. Beceriksizliğini örtbas eden, kafayı gömerek kendi görülmeyecek zanneden deve kuşları gibi insanlar ve bu insanları tanıma senelerinden biri. Kaçışın sonunun meçhul olduğuna ikna olduktan sonra bitti geceye küsmelerim. Bana bıraktığınız için de sevinçliyim. Kaçak avcılar cümle kuramadıklarından karanlığı severler, insanlar karanlıkta göremezler, kolay olur avlamak. Ama ben avlanmam, bilirim karanlık yoktur, ışık azdır, ve sen de onlar gibi korkaksındır. Gün ışıdığında ise karanlık hala bendedir, sen aydınlık yüzümü görürken. Onu hakettiğini gösterirsen, karanlık yolcum... peşinden gelecektir. Ardına düştüğü hiçbir devekuşu, kafasını topraktan çıkartamamış, ne olduğunu anlamamıştır daha. Soğuk bir ürperti önce, sonra bacaklarda hissizliğin valsi. Buraya gelmeyecektin dersen ödünü almayacaktım derim. O gece bu gece diyor ya hani lam koleksiyoncusu, ben de o gün batışı, bu gün batışı diyorum. Karanlığın olmadığını göreceğin, ışığın yokluğu içinde tam burnunun ucunda belireceğim. Şanslıysan dudaklarında, değilsen gırtlağında hissedeceksin beni; kurtulduğunu sandıktan tam 9 saniye sonra...

5 Ocak 2012 Perşembe

Savulun

Re-newed, Re-charged, Re-focused...

4 Ocak 2012 Çarşamba

Dipten

Hiç olmadığı kadar yenik beden. Titremekte, bulanmakta, dönmekte olduğu yerde. Dağı tepeyi aşmaktan yorulmadı da mutluluğa yenik düştü. Duman olmuştu halimiz kolumuzdan tutmasaydı dostlar. Zehir olan gece mi, zehir dolan kan mı yatalak eden şey bünyeyi? Nerde yaşarsan yaşa, hepsi yalan... giderek kanımız zehir doluyor farkında olmadan. Dost dediğin kalbini soymuş demek yerine kolundan tutana baktığında göreceksin aslında tam da halimizin duman olmadığını. Biz kimiz diye sorduğunda daha kolay cevap alırsın belki. Ve böylece kimse düştüğünde, asla yerde bulmaz kendini.

3 Ocak 2012 Salı

Ales İlkbahar Startı

Murat Yayınlarından aldığım konu anlatımlı ales kitabı tam aradığım şeyleri barındırıyor. Anlatılan konunun içinde çözümlü yerine "açıklamalı" sorular var ve yine her konunun içinde o konuyla ilgili son 10 sene içinde çıkmış ales soruları da var. Sözel ve sayısalı bir arada barındırması ise kitabı iyice tercih sebebi kılıyor. Bravo.