14 Ocak 2012 Cumartesi
İkinci tekrar dolabı
Bir alt bir üst titreşimin arasında eşit mesafede kalınca sıfır hatayla devam edersin sakız çiğnemeye. Rutin ritimlerin yol alışlarında bulursun birden kafanın tasının attığı yeri. Tozlu, kurak, dikenli batı asfaltlarında, görece fazla benzin yakan pikapında triole baslar eşliğinde terler bedenin şoför koltuğunun üçüncü sınıf kaplama derisinde. Konsere az kaldı, yetişemeyeceğini bildiğin yere giriş biletlerin torpido gözünde, kağıt parçası özüne geri dönüş yolunda. Sense yolu gösterecek, her günü ayrı görecek, yalvarmayacak, sana boyun eğmeyecek bir kılavuz kaptan peşindesin. Depoyu dolduracak paran var ama yine de pikap seni yarı yolda bırakacak. Ya daha iyisi vardır diye risk alacak, sonunda onun karar kıldığı yerde kalacaksın; ya da gidebileceğin en uzağı hesaplayıp makul bir tercihte optimal hayatında sıradanlaşacaksın, yaşayacaksın, biçilmiş kaftanı giyip padişahı oynayacaksın soytarı olup herkese parmak atmak varken. Tutsak, yitik, dile ve yap adamı olup, fade-out ile biten şarkının son cümlesininin sekisinci tekrarı olacaksın: ha - ha - ho - ho - hu - hu - hi - hi...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder