
İlk göz ağrım bas gitardı. Akustik gitarımla eğitim alırken bile pena kullanmaz ve parmaklarımı bas gitar tekniği ile kullanırdım. İlk grupta da bas gitar çalıyordum fakat vokal gitar filan derken garip heveslerde çırpındım. Çok sonraları "ulan 10 üzerinden 7 ses ile vokal yapacağıma bas gitarist olur ve 10 da 7 sesimi 10 da 10 bi vokalin arkasında kullanırım ve daha kaliteli işlere imza atarım" dedim. İyi de ettim. Hemen bas gitar arayışına girdim ve çok düşeş bi takasla washburn xb100 ümü aldım. Fakat durduğu yerde paslanmış telleri çok retro bi ton veriyordu. Hoşuma gitmedi. Sağlam bir tel aradım ve Fat beams i buldum. Arkadaşlarım "fat beams alışkanlık yaratır, başka bir şey kullanamazsın" derken neyi kastediyorlardı şimdi daha iyi anlıyorum. Var ol fat beams, yaşa marcus miller...