Yürüyordum akşamın karanlığında Gülhane’ den Sirkeci’ ye ıssız sokakta, saat akşamın dokuzu. Köşeyi döndüğümde kaldırımın ortasına oturmuş, önünde paket paket mendiller dizili, 8-10 yaşlarında bir çocuk… gülüyor, oyun oynar gibi mendillere dokunuyor arada. Geri döndüm. Çantamdaki gazeteyi verdim ve üzerine oturmasını söyledim, çünkü yerdeki kaldırım taşı buz gibiydi. Gülücüğü daha da sevimli bir hal aldı. Daha sonra eşim çantasından bir kalem çıkarttı ve çocuğa uzattı. Sanki verdiği basit bir kalem değil de dünyanın en harika şeyiydi onun için, görmeliydiniz. Gözleri parlıyordu artık. O an şunu fark ettim. Evet, o çocuk için herkes üzülürdü ve bir şey yapmak isterdi. Ve genel olarak insan tavrı, ondan selpak alma yönünde olurdu, hatta para verir selpak bile almazdı. Ama bunun hiçbir anlamı yok. Yani o çocuğun haline üzülüp verdiğiniz para, onu çalıştıran aşağılık pezevengin cebine gidiyor, belki de o pezevenk herif onun öz babası. Hiçbir çocuk ondan selpak ya da çekirdek aldığınızda mutlu olmaz, onu mutlu eden şey onun için verdiğiniz bir şeydir,sadece onun için. Bir gazete kağıdı, üşümesin diye, ya da basit bir kalem. Tam da o günden sonra çantamda hep bir kalem bulundurdum, hatta yanında bir de ufak defter de veriyordum çocuklara. Satıcı çocuklara… Onlar “selpak verim mi abi… tartayım mı abi…” diyordu. Ben ise “okuyor musun, al bakalım bunları ve sakın okumayı bırakma” diyordum. Odama her girdiğimde artık “onlara daha fazla ne verebilirim” diye düşünür oldum. Buzdolabı poşetlerinden bir deste aldım önce, içine kalem, defter, ataş, kitap ayracı, mum ve maytap koydum. Yanına da küçük bir karta şöyle yazıp iliştirdim
- Karanlıkları aydınlığa çevirmen için MUM
- Mutlu olduğunda yakman için MAYTAP
- Hep okuyup yazman için DEFTER, KALEMLER, ATAŞLAR VE KİTAP AYRAÇLARI
Ve kartın arkasına da daha büyük harflerle
HER NE OLURSA OLSUN OKULUNU BIRAKMA, OKUMAKTAN VAZGEÇME yazdım
Ne mi yapacağım? Birkaç haftadır yaptığım gibi bu paketlerden 3-4 tanesini her gün çantama atıp yanımda taşıyacağım yine. Bir çocuk göreceğim elinde selpak, aklında kim bilir ne güzel hayalleri olan. O bana selpak satmak isteyecek (aslında istemeyecek) ben ise ona asıl istediği, asıl onu mutlu edecek şeyi vereceğim.
Daha fazlasını yapabilir miyim diye düşünürken yine aklıma şu geldi. Bu yaptığım şeyi sizinle, yakın çevrem başta olmak üzere herkesle paylaşmak. Düşünün, hiç beklemediği bir anda hiç beklemediği bir adamdan ilginç bir poşet alan bir çocuk. Poşetin üzerinde ne bir yardım derneğinin, ne de bir insanın ismi yazıyor. Sadece küçük ve onun küçük dünyası için çok güzel olan şeyler var. Hatırlayın, hep böyle beklenmedik anlarda gelen küçük şeyler değil miydi bizi asıl mutlu eden çocukluğumuzda…
Peki nasıl mı yardım edeceksiniz? Nasıl etmek isterseniz. Örneğin siz de küçük bir çocuğa verilecek, onun okumaya, okuluna ve eğitimine devam etme istencini sıcak tutacak ufak materyaller ulaştırabilirsiniz bana. İster 10 tane defter, ister 20 tane silgi ya da aklınıza ne gelirse. Para yardımı da olur ama tabi bu çocuklara “para” şeklinde değil “materyal” şeklinde dönecek. Yani benim cebimden bu işler için gönüllü olarak harcadığım paraya siz de cebinizi katmış olacaksınız. Fakat işin özünün kaybolmaması için eğer para yardımı yapmak isterseniz 5 ytl den fazlasını kabul etmeyeceğim. Unutmayın bu yardımınız her şekilde olabilir, ister paketlerime koyacağım materyaller, ister bu materyalleri temin etmem için ufak paralar, ister bu dağıtım sürecini benimle birlikte yapmak. Kural ise şu:
- Hedef: satıcı (çalıştırılan) çocuklar…
- Amaç: onların yüzünü güldürmek ve okumaya devam etme istencini pekiştirmek
- Zaman: sokakta olduğumuz her zaman, karşımıza her çıktıklarında, ayrım yapmadan.
Şimdiden hepinize teşekkür ederim…
Ali Emrah TOKATLIOĞLU
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder