10 Temmuz 2010 Cumartesi

Veda Selamı

Geri geri çıktım tuzlu suyundan payitaht huzurundan ayrılırcasına, sana saygıda kusur etmek istemem zira. Hele ki tüm kirlilerimi sana emanet bırakmayı hiç istemem. Merak etme, akıntının yönüne doğru bıraktım hepsini ve sana gelmeyecek hiçbiri. Yeniden buraya geldiğimde sadece güzelliklerinle karşıla beni diye. Yaşadığım toprakların en batısından izlemek güneşin batışını en harikasıydı belki de. Yahut bir hafta boyunca kendi kazandıklarımla kendi yaşamımı devam ettirebilmem ve kazandığım insanların da yardımıyla tabi. Özgürlüğün değerini özgür olduğunuzda değil tutsak olmaya ramak kaldığını hissettiğinizde anlarsınız. Tıpkı ölümü reddetmek gibi. Tüm korkusuzlar için bile geçerli bir his vardır; ölmekte olan bir canlının son isteği istisnasız biraz daha yaşayabilmektir. Şuursuzluk halinde yahut öldüğünüzü fark edemeyecek kadar ani gelmediyse ölüm, siz de bunu isteyeceksiniz. Biraz daha yaşamak. Ve şimdi ben de biraz daha yaşamak istiyorum, daha doğrusu istedim tam da biraz önce. Sana veda ederken. Ayağımdan destek almadan, beni arındıran akıntıya bir karşılık vermek için ileriye doğru yüzdüm. Sana doğru. Baktım, aşağısı çok uzaktı. Gelmiştim sınav yerine. Bıraktım kendimi su yüzüne, yuttum. Panik hali her zamanki gibi. Gözlerim de yandı üstelik, ne tarafa doğru yüzmem gerektiğini fark edemedim. İşte tam o an tek şey istedim. Biraz daha yaşamak. 25 dakika sonra ise buradayım, güneş yine en batıdan batmaya hazırlanıyor fakat bu sefer bulutların arkasında. Yeniden yaşama şansı verilmiş gibi hissediyorum ve daha güçlü. Artık suyun üzerinde durabiliyorum. Dibinde de olabilirdim ama buradayım. Güneş yine solumdan vuruyor enseme. Bulutların arkasından bir çıkıyor bir kayboluyor ama ben onsuz da görmeyi öğrendim ve işte tam da bu yüzden batışı beni korkutmuyor. Yüreklendiriyor. Keyif veriyor. Ve güneş battığında, her şey yeniden başlıyor.

Hiç yorum yok: