17 Mayıs 2008 Cumartesi

KRALİYET VE MUHAFAZAKAR DÜŞÜNCE

İngiliz zırhlısı Çırağan' ın önüne demirlediğinde 19' geldi aklıma ister istemez. Yaşadığımız dönem imparatorluğun çöküş dönemiyle özdeşleştirilmekte, Reis-i cumhurumuz yakasına taktığı nişan ile "ingiliz şovalyesi" oldu bile. Bir yandan da ne için kullanıldığını bilmeyen, kariyer kaygısına düşmüş üniversite öğrencileri büyük planların taşeronu olarak kullanılırken tebessüm ediyorlar ellerinde kurabiye tabakları, üzerlerinde takım elbiseleriyle. Gençlik ve spor bayramı olan 19 Mayıs' ta manidar bir şekilde kapalı mekanların tümünde sigara yasağı başlıyor ve nasıl bir çekişkidir ki en çok arzu ettiğim şey en son istediğim zihniyet tarafından yapılıyor. 1908 ve ve sonrası süreçte yaşananlar, devrimler, üniversite-darülfünun kuruluşu... ilk öğrenciler... Bir taraftan toplum tarafından yüklenen kültür, inanç, dogmalar ve diğer taraftan eğitim ve onun verdiği bilimsel düşünce. İç çatışma içinde tükenen ve iki okun çatışığı ve patladığı sahne; gençlik. Dönemin doktorlarından biri "ameliyatlarımda, neşterimle yardığım hiçbir bedenin altında ruha rastlamadım" diyor. Bu çok sert ve silkindiren bir cümle. Öyle ki kendini bilime adamış başka bir doktor ruhun olmadığını kanıtlamak için intihar ediyor ve ölümü sırasında yaşadıklarını bir yandan kağıda yazıyor. Günümüzde eğitimin bilimselliğini yok etmeye çalışan zihniyetin yapmak istediği ise onunla verilen bilgilerin de dogmalardan oluşması, toplumun verdiklerinin paralelinde olması. Böyle olunca çatışma, sorgulama ve ilerleme ortadan kalkacak, "muhafazakar gençlik" ve "muhafazakar gelecek" yaratılmış olacak. Ne mutlu ki hala bunu analiz edebilecek durumda olan ve buna benzer bir yazıyı yazabilecek bir çok genç var. İhtiyacımız ise 19 da ve 68 dekilerin cesareti...

Hiç yorum yok: