13 Şubat 2012 Pazartesi

Yatmadan Önce

Bir esaret lambasından fırlar gibi yaktım ilk kıvılcımı ve sıçradım her yere isyanın ateşiyle. Basiretsizlik hikayelerine seni inandıran hükümranlara inat girdim bedenine. Ruhunu saldım sokağa özgürlük çığlıklarının sesiyle. Bir metro istasyonunda fark etmedin mi sen de aynı şehrin sağı ve solunun arasındaki uçurumu, aynı çemberin içindeki adaletsizliği, senin kadersizliğinin üzerine inşa edilen gökdelenleri yıkabileceğini düşünmedin mi hiç? Aynı metrodan inen iki insanın sola dönen tarafı 15 dakika sonra en iyi ihtimalle peynir ekmek, sağa dönen şanslı doğanı ise pastahaneden alacağı kruvasan ve çörek ile doyacağını bile bile isyan etmedi mi hiç içindeki sen hep? Aşkı duymadın mı şakaklarında, yürürken ateşin içine içinde umudun ateşiyle? Anlayamadın mı hala dans edemediğin devrimin aslında bir hiçten ibaret olduğunu? Bu sefer sen uyurken şimdi onların düşüneceği, kendi ruhlarını kemireceği, güçsüzlüklerinde boğulacağı gecenin keyfini çıkarta çıkarta yorganı örteceğini düşlemedin mi? Bu ne romantizm bilmem ama ben hiç düşünmemiştim dersen eğer git kafanı yastığa koy sadece. Gerisi zaten sabah olduğunda gelecek. Bu arada cesaretimi bağışla ama bu gece söylemeden edemem, sana olan sevgim bugünden öte, öncekilerden hallince... seni seviyorum diyorum bu gece, yatmadan önce...

Hiç yorum yok: