4 Şubat 2012 Cumartesi
Bilgisayarı Düşürmek
Çoktandır gündelik düzenin küçük sorumlulukları dışında üzerimde hissetmediğim baskıdan ötürü duyduğum pişmanlık aslında bugüne kadar hep zor kullanılarak iş yapmaya alışmış bir nesil oluşumuzdan kaynaklı. Sorumluluklarımın bilincinde olmama karşın yeterince odaklanıp çalışamamamın bir çok nedeni var aslında. Sadece plan yaparak düzeltilmeye çalışan spor hayatını, sadece çalışma planı yaparak çalışamayacağım aşikar. Bir şeylerin bitmeyeceği de öyle. O halde kendimi kandırmak yerine yine bir yerden başlamıştım. Beni alıkoyan şeylerin en büyüğü, aslında yine sorumluluklarımı yerine getirirken en çok ihtiyaç duyduğum şeydi. Bilgisayarım. İşte üzerimde aradığım baskıyı bugün beni korkutarak süspanse etti adeta. Ayağımın takıldığı kablo bilgisayarın elektrik kablosu olunca, masanın üstünde uslu uslu duran meret kendini yerde buldu. Tam o an, ekran kısmının kopup bir yere fırladığını düşünerek parçalanmış bir monitör arıyordum ki büyük bir tesadüfle düşerken kapağının kendiliğinden kapandığını fark ettim. Burnu bile kanamamıştı. Ne için kullanırsam o işe yarayan dostumun bana neyi hatırlatmaya çalıştığını anlamıştım. Mouse'u daha az, klavyeyi daha fazla kullanmalıydım. Masaüstündeki "Tez" klasörü, google chrome dan daha gözükmeliydi komut satırında. Geçen günler pişmanlık değil, günün verdiği yorgunlukla bitmeliydi artık. Bu yazıyla yeniden başlıyorum. Kalp ritmim normale döndü, hasar ihtimalinin verdiği panikle sarsılan bünyem de daha iyi. Kızıl yoldaşımı seviyorum, fanından gelen kamyon sesine rağmen.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder