4 Haziran 2012 Pazartesi

царица

Tuhaf rastlantılar... Etrafımda ruhun. Yok hayır ikinci tekile yazmamalı bunu. Ya nasıl olacak ona olan tutkumun tarifi. Almış başını gidiyor. Yıllar götürmüyor, biriktiriyor. Her elektro gitar solosunda ben, yalnızca bas melodimi değil seni tekrar ediyorum zihnimde. Uyanırken buluyorum kendimi o geceki gibi kollarında ve şaşkınlıkla. Ne bekledim hiç bilmezdim o zamanlarda. "Ne olacak şimdi" diye sorduğunda başka bir cevap verebilseydim sana. Her şeyden vazgeçiyor insan, şimdi görüyorum ama bunu o zaman da bilebilseydim ve her şeyden vazgeçseydim bu tuhaf temasların yarattığı sinmiş hayat varken üzerimde. Sana unutmak için yazarken, üzerimdeki kıyafetleri kokladığımı söyleyebildim sadece. Almış başımı gidiyorum. Senin fotoğrafına, deliliğe doğru. Arkamızdaki uçurumu görmemişim o zaman. Senin sarılışını görebiliyorum ama sadece, ve hala. Yüzümdeki hafifliğin nedeni gözlüksüzlük değilmiş şimdi hatırladım. Bu gözyaşının ağırlığındaki nefret, biraz miras, biraz alın teri. Değişmiyor yalan dolan, ama hep aynı kalan seni ilk gördüğümdeki halin, sol yanından. Belki de iyi ki çocukluğumda sevmedim seni. Şimdi bunları bana hiçbir kadının hissettirememesi asla benim olamayacak olmandandır belki. Çok fazla belki. Şimdi yaktığım mumu sen aldın belki. Hatırlamıyorum. Altta bıraktın tüm diğer yaşanmışlıkların karelerini. Yaşanmamışlığın, ben, mum ışığım, dumanım, parmak uçlarım... Hepsi son nefesime kadar senin yaşattıklarını dökebilmek için benimle olsun.... Bir de tek bir fotoğrafın. Ben hep bu fotoğrafın sanardım ama herhangi bir yerde herhangi birisi çıksın yeter. Fotoğrafımız demeliyim belki de. Önüne geçemiyorum kendimin. Herkes beni öldürürken sen yaşatıyorsun hala, yokluğunda bile. Yaşadığım tüm kadınların toplamı bir sen edemedi yazmak onlara haksızlık olur sanar seni tanımayan, benim içimdekini bilmeyen. Tek biri hariç. Sırf ona anlatabildim. Hep ona anlatabiliyorum artık. Ona da anlatamasaydım ölürdüm. Şimdi yaşıyorum. Yaşatıyorsun. Sağol. İçine düştüğüm bu umut, biraz tersine yürümek gibi tüm geçtiğimiz yolları. Kaçan vapurun kaçmaması ihtimaline, o sabahın ertesinde kendimi başkasına, seni de ona bırakmadığım zamanlara... Tek istediğim her şey bittiğinde yeniden yanımda bulmak seni, kabusun ortasında uyanıp senin beni sarışını hissettiğimde utanıp hala uyuyor gibi davranmak yine. Bir kez daha sinmesi kokunun üzerime... Bir gün geldiğinde, yine çocukluğunda söylediğin gibi her şeyden kaçmak istediğinde seni yine o şehre kaçırabileceğimi bil. Tüm kalabalığın ortasına saklanmak ve görüşememek üzere; hiç kimseyle...

Hiç yorum yok: