17 Şubat 2010 Çarşamba

17 Şubat

Kayıt olmanın verdiği huzurla geçen bir gün çocukların normalüstü haylazlığı ile strese dönüşse de kazasız bitti. Siyasal islamın yargı üzerindeki savaşının bir cephesini yaşıyoruz. Zamanında kendi hocaefendilerinin cemaati hakkında soruşturma açan başsavcı üzerindeki baskıyı kuran savcıların hepsini hakim ve savcılar yüksek kurulu yetkisiz kıldı. Yani birileri üstün yetkilerini kullanarak birini tutuklattı, tepedeki de onun üstün yetkilerini elinden aldı ve tutuklama "sakatlandı". Hukuksal alanda yaşanan siyasi bir savaş bu. Öte yandan genelkurmay başkanı deniz kuvvetlerini ziyaret edip "şovalye gibi olun" diye onların sırtını sıvazlıyor. Geçen gün cadılığa soyunan başkan, şimdi de şovalye kutsuyordu. TSK'nın liderinin bu şekilde oluşu emrindeki subaylar tarafından bile alay konusu olmakta. Bize bunları yapanları lanetliyorum, sözünden sonra "cadı mısın neyi lanetliyorsun" diye çıkışmıştı bir genç subay sohbet sırasında bana.

Bu arada yargı bağımsızlığı savunucusu da adalet bakanımız oldu ki bu da çok ilginç. Tüm hukukçuların birleştiği temel bir nokta var, "yargı kurumu adalet bakanlığına bağlı olduğu sürece yargı bağımsızlından söz edilemez". Evet aynen böyle, yürütmenin yargının üstünde oluşunun krizi aslında bu. Benim savcıma iş yaptırmazsanız "yargı bağımsızlığı" diye yırtınırım, senin savcın iş yapacağı zaman da hakkında 26 yıl hapis isterim. İş "senin savcın benim savcıma" kadar vardı yani. Tehlike ise şu, yürütme zıvanadan çıkarsa siyasi kriz doğar ve en kötüsü hükümet düşer (tabi mevcut durum için buna kötü demek doğru değildir, kastım olayı anlatabilmek), yasamada sorun çıkarsa seçime gidilir ve yasama organı kendini yeniden oluşturur, fakat yargıda kriz çıkarsa o ülkede adalet yok olur ve adalet yok olduğunda toplumsal kaos ortamı kaçınılmaz olur. DEvletin temel iki görevi olan güvenlik ve adaletten ikinci olanı yer ile yeksan olursa bu birincisini de aynı oranda tetikler. İrtica paranoyasıyla alay eden hükümet ve yandaşları daha derin ve vahim bir paranoyanın "bizi darbeyle yok edecekler" paranoyasının arkasına sığınarak at oynatmaktadır, olmayan darbe koşullarını kendi kendine oluşturmaktadır. Ben darbe istemiyorum sayın siyasal islamcılar ve siyasal islamcıların iktidarından nemalanan sözde aydın kesim!!! Siz de istemekten vazgeçin, darbeyi kışkırtacak ve olmayan şeyi kendiniz yaratıp bütün günahlarınızdan sıyrılacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Sizin cehenneminiz askeri mahkemeler değil, aç bıraktığınız halkın yumruğu olacak. Sadakanıza kanmayanların !!!

TEKEL İŞÇİSİ YALNIZ DEĞİLDİR

Hiç yorum yok: