7 Ağustos 2009 Cuma

Haber alma özgürlüğü ve Yiğit Bulut yoğunlığu


Gündemi takip etmek kişinin hür iradesine kalmışsa da bu bir alışkanlık. Tabi ki alışkanlıkları belirleyen şeyler ise yaşam koşulları. Toplumun çok büyük bir kesimi her gün ortalama 10 saat tv seyredilen evlerde yaşasa da kamuoyu oluşturma konusunda pasif durumdalar. Herhangi bir konu hakkında halkın desteğini alma olgusu medyanın popülarite kavramını devreye sokmasıyla gerçekleşebiliyor. Ve bu yüzden dışişleri müsteşarı bir haber programında açıklama yaparken "biz ülkeyi bank asya liginden, süper lige" çıkardık diye bir benzetme yapma gereksinimi duyuyor. İktidardaki zihniyetin temel eğilimi zaten bu şekilde yarı-argo jargon ile "halkın seviyesindeyiz" izlenimi yaratma üzerine. Eleştirilip alaya alınsa bile milyonlar tarafından izlenen "ad-hoc" eğlence programlarından sıyrılanlar kendilerini Ntv, HaberTürk, 24 gibi kanallara atıyorlar ve bu seçim de başta bahsettiğim yaşam koşulları ve kişisel tercihlerden kaynaklanıyor. Söz buraya gelmişken 2 gündür HaberTürk kanalındaki Yiğit Bulut hegamonyasını çözemediğimi paylaşmak istiyorum. Bir dönem ne zaman show tv yi açsak Kemal Sunal filmi görürdük. Tıpkı o duygu gibi oluyor. Dün yayına sabah 10 da başlayıp ekrandan akşam 7 de ayrıldı sayın Bulut. Keyifle izledim. Hem haberlerini hem de olayları okuma şeklini. Fakat ilginç bir durum değil mi? Hani top benim diyen çocuklar gibi geldi bana. Haberi de kendisi sunuyor, bağlantıları yapıyor. Tam bir beyin. Egolarının tavan yaptığı bir durumda görüyorum. Ve işin güzel yanı da şu. Yiğit Bulut'un bu hegamonyası ve egosu hiçbir egonun ve hegamonyanın olmadığı kadar halk için daha doğrusu halk için düşünen yetişmiş beyinler için. Teşekkürler Bulut. Her gün seni görmek dileği ile. Kah Ankara'ya canlı bağlantı yaparken, kah evrim teorisinin tartışıldığı oturumu adil bir şekilde yönetirken.

Hiç yorum yok: