"Gemimizin gövdesi sağlam, delik açan tayfaları tasfiye ettik, gövdemizi temizledik, dümen de emin ellerde"
Bu sözler seksen günde devri alem masalından değil, hayatın tam ortasından. Bugünden. Türkiye Cumhuriyeti Devleti hükümetinin küresel mali krizden kurtuluş reçetesi!
29 bunalımı, çıkan krizler için hep bir kıyas koşutu olmuştur. Sistemin yaşadığı her çalkantı "büyük bunalım" ile kıyaslanmış ve buna göre değerlendirilmiştir. Yine çıkan 2008 sistem krizi de büyük 29 buhranı ile karşılaştırılmakta, hatta o bunalımdan kat kat daha büyük olduğu yine sistemin kendi içindeki bilirkişiler tarafından dile getirilmektedir. Yalnız böyle bir kıyaslama yaparken ilk olarak şunu vurgulamak gerekir ki iki krizin nedenleri çok farklıdır. 20.yy.ın başında kapitalist sistemin en üst tabakası üretim araçlarının büyük patronlarıydı. Yani sistem bir şekilde üretime sırtını yaslamış, burjuvanın tepesindeki kesim ise "fabrikatör" olarak kendini şekillendirmiştir. Para demek fabrika demek, üretip satmak demek olduğundan dolayı üretim-tüketim denkleminde çıkacak sorun sistemi tıkardı. Nitekim de öyle oldu. 29 bunalımın nedeni "üretim fazlasıydı". Yani sınırsız üretim, sürekli üretim, sadece üretim stokları çoğaltmaktan başka bir şey yapmamıştı. Kazancın düşmesiyle "emek"ten yapılan tasarruf işleri iyice çıkmaza sürüklemiş, zaten alım gücü olmayan işçi bir de şimdi işsiz kalmıştır. Sistem, dayanaklarına bir bir saldırılar olmuştur. Ne görünmez el stokları eritmekte, ne de kıt kaynaklarla sınırsız ihtiyaçları karşılama bir mana ifade etmektedir. Artık kaynaklar, ürünler sınırsızlaşmış fakat tersine talep gücü düşmüş, ihtiyaçlar "sınırlandırılmak" zorunda kalmıştır. John Maynard Keynes, ateşli sistem savunucularının yoğun bombardımanına rağmen sistemi kurtaran adam olmuş, kamu harcamaları anahtarını kullanarak temel manada sorunu çözmüştür.
Yaşadığımız mali kriz ise finans üzerinedir. Geçmişin "fabrikatörü" şimdinin "brokerı" "finans uzmanı" olmuştur. Üreten değil parayla oynayan kazanır. Yani paradan para kazanılıyor ve bu dönen çarkın tıkanması da para kazancak para bulunamamasından kaynaklanmalıydı. Ve de öyle oldu. Türkiye'nin önemli bankalarından birinin genel müdürü "artık kredi almak neredeyse imkansız" dedi. Sorunun konut sektöründe ve kredi odaklı olduğu dillendiriliyor ve kapitalizmin sadık kalemleri "marks yine haklı çıktı diyen akbabalar yine türedi" başlıklı makaleler yazarak komik duruma düşüyorlar.
Bir karikatürde dediği gibi bütün iktisat, işletme fakülteleri kapansın. Hayır bu kadar eğitimli adam 600 milyar doları bok edebiliyorlarsa gerek yoktur o okullara. Küçük beyinler insanları, normal beyinler olayları, büyük fikirler sistemleri tartışır... her ne kadar kimi zaman akbaba olarak görülseler de.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder