12 Eylül 2008 Cuma

Gri 08.08

Kork benden
Simsiyah gecemden
Ama kurtarır seni
Hayatın griliği

Siyah derindir
Beyaz hep kir gösterir
Melek olmana gerek yok
Başrol hep senindir

Kurtulmak için yaparken hamlelerimi
İçine çekti beni bataklığın
Ve ne zaman teslim ettiysem kendimi
O zaman bıraktın beni
Son defa vurarak

Siyah yok
Beyaz yok
Her şey gridir
Hayat gridir

Ağustos 08

Beyaz teninde
Siyah kininde
Gri her yerde
Acil müdahale

Kavgam büyüktür
İrade çürüktür
Sessiz atarken adımları
Yol ürkütür

Beni kendime bırakmayın
Sessizce çığlık atmayın
Duyulmaz sesin boşlukta
Ya da dört duvar arasına girdikten sonra

9 Eylül 2008 Salı

Dünya Türk Olsun :)

Bir sabah uyanıyoruz ve bir bakıyoruz ki dünya sular altında kalmış. Su
üstünde kalan tek kara parçası var; o da Türkiye. Koca gezegende 70 milyon
Türk'ten başka kimse kalmamış. İlk tepkiler ne olurdu dersiniz?.. Buyurun
bakalım......:

*Amma balık yeriz artık be!

*'Türk'ün Türk'ten başka dostu yok' derlerdi de inanmazdım.

* Ulan tam da Uluslararası ilişkiler' bölümünü kazanmıştık.

* Şansa bak! Artık ne ihracat kaldı ne de ithalat...

* Nihayet cari açığı, dış açığını filan sıfırladık...

* Ülke olmak için ilk başvuran ilimiz Yalova oldu.

* Tarkan'ın İngilizce albümü raflarda kaldı...

* Bakanlar Kurulu kararı ile sularımız 12 bin mile çıkarıldı...

* Piyasaya sahte dolar ve Euro sürmekten tutuklanan kalpazanlar kendileriyle
dalga geçen polislere saldırdı...

* Ankara'da resmi temaslarda bulunan Fransa Cumhurbaşkanı sarkozii :) ,T.C.vatandaşı olmak için başvurdu. sarkozi'nin Türkiye Birliği'ne
alınması için referandum yapılacak...

* Stratejik açıdan hiçbir önemimiz kalmadı, ama artık ne önemi var.

* Ülkemizde bulunan yabancı turistler 'Ne iş olsa yaparım abi diyip iş
aramaya başladı.

* Apo 'Atın beni denizlere' deyip sürekli ağlıyor komutanım!...

* Heyyooo!... Dünya Coğrafyası'ndan yırttık oğlum,dersler boş geçecek...

* Edirne'den Ardahan'a gidilir mi be.. Dünyanın öteki ucu!!

* Ulan şimdi işin yoksa 4 yılda bir Olimpiyat düzenle.

6 Haziran 2008 Cuma

Ölüm dörtlüğü

Ölüm her aklına geldiğinde ah edip vah edip inleme
Bu halinle tanrıyı incitmiş olacaksın
Ecel kapını çaldığı zaman evi telaşa verme
O geldiği zaman sen gitmiş olacaksın
Sakallarıma akmış gözyaşı
Parmaklarımı ıslatır silerken
Oradan tenime karışır
Tenimden çıkan

Ay gidiyor
Güneş mi doğsa ardından
Yoksa karanlık mı kalsa hep
Sıkıntı dolu gündüzün devamından

Yanan ömürm
İçime ateşi koyup gidenden sorulmalı
Ben yokken
Sessizce büyür cehennem
Talan olur mu dağlarda
Ya da en yakına yalan
Eğlen canım ey
Ya da kal öyle durduğun yerde
Sinirlen canım ey
Kız neye kızdığını bilmeden
Ya da gel özür dile
Neye dilediğini bilmeden
Yık canım ey
Zorlukla toparladığım kumdan kulemi
Ya da bir avuç su katıp yeniden yap